Two Women B
| For translations in Arabic (by May Alaseel) and Turkish (by Azra Koçer), use the pull down menu on the right. | ||
| 11 | me-ta-am₃ am₃-di-di-in | (1) (Bayan A:) “Sen nereden geliyorsun yine?” |
| 22 | ga-ba-al nam-mu-du₃-en a₂-zu na-ma-tur | (2) (Gašankuzu/Ninkuzu=G/N:) "Sen benimle kapışamazsın! Senin hazırcevaplığın benimkine üstün gelemez (zaten)." |
| 33 | ta-(a)-aš ga-ba-al nu-e-du₃-e-en ta-am₃ i-ri-AK | (3) (Bayan A:) “Neden seninle kapışamazmışım? Ne yaptım ki sana?" |
| 44 | a₂ mu-e-a-AK šu-bi na-ri-ge₄ u₃ ba-ra-ra-ku-ku-un | (4) (G/N:) “Sen (zamanında) vahşice dalaştın, (ama) ben senden öcümü aldım. (Yine de) senin yüzünden geceleri uyuyamıyorum." |
| 55 | ta-am₃ lu₂-tu-ŋu₁₀ e-ne-eŋ₃ sig-zu-um i₃-gu₇ | (5) (Bayan A:) “Ne?! Yalancı! Sözlerin iftira. |
| 66 | a-da-lam na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-ŋu₁₀ ⸢al⸣-ŋa₂-ŋa₂-ŋa₂-an | (6) Pekala, o zaman (şu andan itibaren) ben de yalanlarımı (kullanıma) koyacağım." |
| 77 | tukum-bi na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-zu ni₂ ba-e-⸢ŋa₂-ŋa₂⸣-ŋa₂-an | (7) (G/N:) Süm.: “Eğer sen kendin yalanlarını (kullanıma) koyacaksan, Akk.: Eğer sen ke[ndin (kullanıma) koyacaksan] yalanları[nı] |
| 88 | ze₄-e-me-en e₂-a na-te-ŋe₂₆-en ⸢na⸣-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-ŋu₁₀ [(...)] NE al-la₂-e1 | (8) it’s you (who) will not be allowed to come near the house. (But) my falseness [(...)] she will prosecute.” Akk.: it’s you who [...] house? [...]. |
| 99 | tukum-bi na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-zu ba-an-ŋar na-aŋ₂-⸢lu₂⸣-ta mu-(e)-diri-ge-(en) | (9) (Bayan A:) “Eğer yalan söylersen, ben insanlıkta senden üstün olacağım.” |
| 1010 | ze₄-e gaba-ri-ŋu₁₀-me-en ba-[...] ⸢x⸣-a na-aŋ₂-du₅-ŋu₁₀ lu₂ AŠ-ta mu-e-⸢diri?⸣-ge-(en) | (10) (G/N:) “Sen bana rakip misin ki? […] Soy bakımından, sen bir kişiye bile üstün gelebilir misin?!” |
| 1111 | lu₂ al-ḫi-li-a ta-aš gaba-ri-zu nu-me-en | (11) (Bayan A:) Süm.: “Tatlı şey, neden senin rakibin olamayacakmışım?” Akk.: “Tatlı şey, neden […]” |
| 1212 | ba-ḫi-li-nam a-(a) ḫe₂-bi₂-gir₅-(en)-nam igi ba-ra igi ba-ra | (12) Süm.: “Ne kadar süslenirsen süslen, seni suyun altına itecek olan (seni yenecek olan) benim. Bak, bak! Akk.: “Sen süslenir süslenmez/süslendiğin için, seni (suda) batırmalı mıyım (bundan dolayı)?! [Bak!?]” |
| 1313 | gi₄-in dag-ge₄-a lu₂-še₃ us₂ du₅-ŋu₁₀ mu-lu-ke₄-ne | (13) (G/N:) “Tüm mahallenin köle kızı, herkesin hizmetinde, herkesin çocuğu! |
| 14 NaN 14 | gu₃-zal-še₃:1) gub-ba ša₃-gal-bi-še₃ u₃ nu-ku2 | (14) Uşak gibi hizmet ederken, (efendilerinin) yemeğinden dolayı uyuyamaz (endişelenir)! |
| 14v1.1: | gu₃-bi-še₃ | |
| 1515 | na-aŋ₂-ḫi-li-ŋu₁₀-um al-ŋa₂-ŋa₂-ŋa₂-an | (15) (tüm) çekici görünümümü/cazibemi (kullanıma) koyacağım (artık).” |
| 1616 | uru₂ niŋen₂ kar niŋen₂ e₂-e₂-a ku₄-ku₄ | (16) (Bayan A:) “Şehirde dolanır, limanda dolanır, her eve girer! |
| 1717 | e₂ in-ku₄-ra šu bi₂-in-si | (17) Girdiği evi ele geçirir; |
| 1818 | e₂-ba e-ne-eŋ₃ bi₂-in-tuku | (18) O evi kontrol eder. |
| 1919 | dam dam-da im-da-an-kur₂ | (19) Karı-kocayı birbirine düşürür; |
| 2020 | du₅-ŋu₁₀ ama-da im-da-ri | (20) Çocukları annelerinden gasp eder. |
| 2121 | e₂-ge₄-a da ušbur-ra-na-ka du₁₄-da mu-ni-in-ku₄ | (21) Kaynanayla gelini dalaşmaya kışkırtır. |
| 2222 | im-me-(a)-e₁₁-de₃-en | (22) (Sırf bu yüzden) sen (çoktan) yenildin.” |
| 2323 | mu-zuḫ e₂-a-na ur ŋešSUG-da-na | (23) (G/N:) “Kendi evinde hırsız! Kendi yalağının köpeği! |
| 2424 | še-en-ka₅ gebešeŋ-a-na šu-ḪA-da ba-an-du₈ | (24) Kendi sepetinde firavun faresi! Balıkçıların avlarını (oraya) yığar! |
| 2525 | mu-KEŠ₂ du₉-du₉ šu urin-na an-su₃-a | (25) … sallar, eli kanla lekelenir. |
| 2626 | e₂-kišeb-ba du₈-du₈ e₂-a saŋ-e mu-te-te | (26) Defalarca depoyu açıp kölelere yaklaştı |
| 2727 | ŋeškun₄ ŋešbala-gen₇ e₂-a ga-ga-ga | (27) (O) evine her zaman kirmen yerine merdiven getirendir! |
| 2828 | u₄-da-am₃ su ba-e-sis | (28) Şimdi buna canın sıkılır.” |
| 2929 | kiše₄ (a)-AK šu-um-du-um mun su-ub | (29) (Bayan A:) "Kafasının yarısı kırpılmış, dudakları tuzla ovulmuş! |
| 3030 | teš₂ nu-tuku du₅-ŋu₁₀ lu₂ nu-kal-la | (30) Şimdi utanç içinde, aşağılanmışların çocuğu! |
| 3131 | ki-ma-an-zi₂-ir lu₂-da saŋ ir-ir | (31) (İnsanların) ayağını kaydırır, (sonra onları) insan içinde aşağılar! |
| 3232 | še-er-da ka-ka-na il₂-la | (32) Ağzı cezalandırılmıştır! |
| 3333 | ti zi₂-id ŋurgu₂ zi₂-id u₄-da-am₃ ba-ge-ne₂-en | (33) Kaburgalar(ı) kırbaçlanacak, omuzlar(ı) kırbaçlanacak! Sen şu an (zaten) hüküm giydin.” |
| 3434 | šaḫa₂ zuḫ-a gu₇-gu₇ šaḫa₂ze₂-eḫ-tur zuḫ-a šu-ni-še₃ la₂-a | (34) (G/N:) “Çalınmış domuzları yer, ki elinde çalıntı bir yavru domuz tutuyor! |
| 3535 | da-ŋu₁₀ zuḫ-zuḫ aŋ₂ gu₇-gu₇ šu da-bi-še₃ dab₅-ba | (35) Sürekli ben(den) çalar, sürekli bir şeyler yer! El(i) iş üstünde yakalanmış! |
| 3636 | ŋe₆-gen₇ di-di imšu-rin-na-ta utul₂ titab ir-ir | (36) Gece gibi sızar, fırından tahıllı kekin olduğu kaseyi alır! |
| 3737 | uŋ₃ dur₂-bi-še₃ ka al-sag₃-ge | (37) Kocaman bir ağzı var, kendine bir türlü hakim olamaz! |
| 3838 | ka-ka-ni la-ba-ni-ib-la₂-la₂-e | (38) Kimse çenesini de kapatamaz. |
| 3939 | e-ne-eŋ₃ gaba-ri-ka ma-ab-zi₂-iŋ₃-zi₂-iŋ₃-e/en/⸢e-en?⸣ | (39) (Gerçekten) bana cevap verebilir misin? |
| 4040 | tu₇ gu₇ ŋešŋušur BIL₂ u₅ gu₇ ka tal₂ | (40) (Bayan A:) "Çorbayı yalayıp yutar, (çalılık yerine) merteklerin (tamamını) yakar, ağzını kocaman açar, yağı israf eder! |
| 4141 | ame₂ nu-mu-un-ge-en e₂ a-ra₂-še₃ nu-mu-ŋar | (41) Kadın köşesi (haremlik) kurmadı, evini doğru düzgün idare etmedi. |
| 4242 | dam-a-ni in-TAR gu-ni gu tab-ba li-bi₂-in-tuku | (42) Kocasına yetemedi , ona sadece kötü kalite kıyafetler tedarik etti. |
| 4343 | ta-(a)-aš ša₃-zu al-kur₄ | (43) (Hala) neden (böyle) küstahsın?" |
| 4444 | u₅-mu sur-sur še sa-sa-sa inda₃ gu-lu-a du₈-du₈ | (44) (G/N:) "Sürekli yağ sıkar, devamlı arpa fırınlar, devamlı yanıltıcı büyüklükte ekmekler pişirir! |
| 4545 | lu₂ kiŋ₂-ša₄ (a)-AK du₅-ŋu₁₀ du-lum-ma mu uku₂-re-ne | (45) Amele, acıların çocuğu, düşkünlerin evladı! |
| 4646 | lu₂ nu-kal-la nu-nus nu-ge-na | (46) Aşağılanmış kişi, güvenilmez kadın! |
| 4747 | u₄-da-am₃ lu₂ ab-ba ba-an-ku₄-re-en | (47) Şimdi (bak)! Erkekler (-le buluşmak) için pencerelerden sızdın.” |
| 4848 | ša₃ ku₃ til i-bi₂-za e₂-a-na | (48) (Bayan A:) “Onun (ziyadesiyle temiz) rahminin işi bitmiş – evi için maddi kayıp (demek bu)! |
| 4949 | kaš sa₁₀-sa₁₀ aŋ₂-šeŋ₆-ŋa₂ gu₇-gu₇ | (49) Süm.: Birayı hep satın alır, sürekli hazır yemekler yer! Akk.: […] hazır (yemek). |
| 5050 | i-bi₂-za nu-ŋa₂-ŋa₂ al-ŋal₂ nu-ub-be₂-en3 | (50) Sen “her şey çok” demez misin, (halbuki aslında) kayba sebep olursun? |
| 5151 | dam-zu tu₉ nu-um-mu₄ ze₄-e tu₉aŋ₂-dara₂ mu₄-mu₄ | (51) Kocanın giyecek kıyafeti yok, sen kendin de paçavralar giyinirsin: |
| 5252 | gu-du-zu am₃-ta-la₂ | (52) Popon (o paçavralardan) çıkar. |
| 5353 | deš sila₃ še-am₃ ab-pa₃-de₃-en-na-zu | (53) Senin tek bulacağın 1 litre arpadır. |
| 5454 | kaš sa₁₀-sa₁₀ aŋ₂-šeŋ₆-ŋa₂ tum₃-de₃ la-ba-ni-ib-la₂-la₂-e | (54) Kimse onun sürekli birayı satın almasına, hazır yemekler getirmesine engel olamaz. |
| 5555 | u₃ ze₄-e ša₃ nu-nus-e-ne-me-en | (55) Ve sen, sen kadınlardan mısın?” |
| 5656 | lu₂ saŋ ir-ra nu-nus sikil du₃-a | (56) (G/N:) “Sürekli erkekleri aşağılar, kadınları küçümser! |
| 5757 | e-ne-eŋ₃ sig gu₇-gu₇ saŋ-du tibir₂ ra-ra | (57) Durmadan iftira atar, durmadan başını yumruklar! |
| 5858 | aŋ₂-kur₂ du₁₁-du₁₁ KA lul-la bala-bala | (58) Hep düşmanlıkları dile getirir, her zaman düzmece sözleri yayar (konuşur). |
| 5959 | e₂ e-ne zi₂-iŋ₃-zi₂-iŋ₃ lu₂ e₂ lu₂-ka nu-tuš | (59) (O ki) evi sürekli gülünçlüğe teslim eder, (o ki) erkeğin adama yaraşır bir evde yaşamasına müsaade etmez! |
| 6060 | u₃ ze₄-e lu₂-lu₇lu-me-en | (60) Ve sen, sen insan mısın?!” |
| 6161 | a si a lu₃-lu₃-(a) zi₃ ar₃-ar₃-ar₃-ar₃-ra | (61) (Bayan A:) “Su çeker, suyu bulandırır! Unu öğütüp durur! |
| 6262 | in-us₂ in-tur-tur in-ar₃-ar₃-[...] | (62) (Tahılı) ezdi, parça parça etti, öğüttü. |
| 6363 | i-ni-in-du₈ i-ni-in-bil₂-bil₂ | (63) (Ekmeği) pişirdi – (ve) tamamen yaktı. |
| 6464 | aŋ₂ šu du₁₁-ga-ni a-ra₂-še₃ nu-mu-un-ŋar | (64) Her neye dokunduysa büsbütün berbat etti. |
| 6565 | ma-ni-ib₂-gi₄-gi₄-(gi₄)-in | (65) Tüm bunlara herhangi bir cevap verebilir misin?!” |
| 6666 | ki-še-er nu-tuku na-aŋ₂-munus-e la-ba-du₇/DI | (66) (G/N:) “Onun hiçbir sınırı yok, kadınlığa uygun değil o: |
| 6767 | siki nu-mu-un-da-peš₆-e ŋešbala nu-mu-un-da-NU-NU | (67) Yünü tarayamaz, kirmeni kullanamaz. |
| 6868 | kiŋ₂-e šu nu-mu-un-da-sa₂ ku₄-ku₄ e₃-de₃ (a)-ab-la₂ | (68) Eli işe yetişmez, işe giriştiği (an), (çoktan) (eve geri) dönüyor olur. (Sonuç) kötü kalite. |
| 6969 | e-sir₂-ra u₃-ba-gub in al-tub₂-tub₂-bu | (69) Sokakta dikildiği an sürekli (birilerini) aşağılar. |
| 7070 | ka-tar-ra un-bala ŋiri₃ KU ... | (70) As soon as he has inverted praise, [...]. |
| 7171 | pu-uḫ₂-ru-um-še₃ an/un-us₂ mu-un-zi₂-id-e-ne | (71) As soon as she has turned to the assembly, they will flog her. |
| 7272 | u₃-um-gur teš₂ nu-tuku ⸢di ku₅-ru?⸣-me-en zu₂ al-bar₇-re | (72) (İlk hükme) itiraz ettiği anda, utanmadan (der ki): “Hükmü veren benim.” (ve) güler. |
| 7373 | in-na-am₃ mu-un-tub₂-tub₂-be₂-en | (73) Onunla ilgili dile getirdiğim aşağılama işte budur.” |
| 7474 | lu₂-ki-e-ne-eŋ₃-ŋa₂ na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-ka | (74) (Bayan A:) “O yalancı şahittir! |
| 7575 | ga-ab-us₂ KA na-aŋ₂-lu₂-lu₇ | (75) Zalim, insanlığa ait (ya da: insanlığa karşı) ağız/diş/burun/ses! |
| 7676 | lu₂ na-aŋ₂-ge₄-me-eš₃ AK-ka lu₂ e-ne-eŋ₃ pad-pad-ra₂ | (76) (Başkalarına) görev arkadaşı gibi davranan kişi, sözlerinden dönen zat! |
| 7777 | di-da-ni nu-me-a tu₉ i₃?-na-ab-la₂ | (77) Dava olmadan, onun için bir kumaş serilir. |
| 7878 | lu₂ di tuku pu-uḫ₂-ru-um-še₃ ⸢an⸣-[us₂?-sa? šu] mu-na-kara₂-⸢kara₂⸣ | (78) (Gerçekten) davası olan, meclise dönen kişiyi kınar o. |
| 7979 | al-saḫ₄-saḫ₄ al-ur₄-ur₄ al-kiŋ₂-⸢kiŋ₂-x al?⸣-[(...)] | (79) Kafası karışır, huzursuz, sürekli (bir şeyler) aranır, […]. |
| 8080 | lu₂ di tuku sa₁₀-a-na u₃-ba-e-DU e-ne-eŋ₃ am₃-pa₃-⸢de₃⸣-[e?-ne?] | (80) Kendini davası olanların ve onu (satın alanların) kullanımına sunduktan sonra, onlar meseleyi öğrenecekler. Kendini davası olanların ve onu (satın alanların) kullanımına sunduktan sonra, onlar meseleyi öğrenecekler. |
| 8181 | a-ru-ub-(ba) (e-ne) ḫulu-ge₁₇ e-ne-eŋ₃ am₃-pa₃-de₃-e?-ne? | (81) ‘Bir tuzak‘ der nefretle – (ama) onlar (yine de) meseleyi öğrenecekler. |
| 8282 | nam-A.RU šu ba-an-ti-eš am₃-mu-un-sar-re-ne | (82) (Ancak) rüşvet aldıktan sonra, gitmesine izin verecekler. |
| 8383 | [u₃] ze₄-e ša₃ nu-nus-e-ne-ŋen | (83) Ve sen, sen kadınlardan mısın?” |
| 8484 | e₂ kaš ŋal₂-la geguninₓ(A.SUG)-bi-im | (84) (G/N:) Süm.: Bira olan ev, o sürahisidir. Akk.: [Bira] olan [ev], [sen] sürahisisin. |
| 8585 | e₂ tu₇ ŋal₂-la ŋešemeraḫₓ(UD.NI.ḪUB₂)-bi-im | (85) Süm.: Çorba olan ev, o hunisidir. Akk.: Çorba (servis) kasesi olan ev, [sen] hunisisin. |
| 8686 | e₂ inda₃ ŋal₂-la muḫaldim gal-bi-im | (86) Süm.: Yemeği olan evde, aşçısı odur. Akk.: Yemeği olan evde, aşçısı sensin. |
| 8787 | e₂ šu-bi al-duru₅-duru₅ru-a/am₃ en₃ al-tar-tar-re4 | (87) Sum.: Süm.: “Eli” nemli olan bir ev soruşturur. Akk.: “Eli” büyük olan bir ev ararsın. |
| 8888 | lu₂-bi na-aŋ₂-ušur ba-an-da-ab-du₃-e | (88) Süm.: Sakinleriyle (bu sakinlerle) bir mahalle kurarsın. Akk.: Bu kentli (kadını) komşu olarak alırsın. |
| 8989 | e₂-bi-(še₃)5 si-sa₂-bi ba-an-ku₄-ku₄ | (89) Sum.: Süm.: Dosdoğru bu eve girer. Akk.: Dosdoğru bu eve girdin. |
| 9090 | e₂ sa ab-la₂-e a ab-su₃-e | (90) Süm.: Evi süpürür, su serper. Akk.: (Önce) [evi] topladın, (sonra) [su] serptin. |
| 9191 | a₂ al-aŋ₂-e ka al-sag₃-ge | (91) Süm.: Etrafa emirler yağdırır, koca bir ağzı vardır. Akk.: Etrafa emirler yağdırırsın, koca bir ağzın vardır. |
| 9292 | gi₄-in agrig e₂-ge₄-a du₅-ŋu₁₀ e₂-a-ke₄ | (92) Süm.: Köle kız(ın), hizmetçi(nin), gelin(in), evin çocuğu(nun) Akk.: [Köle kız(ın)], hizmetçi(nın), gelin(in), evin kızı(nın) |
| 9393 | ur₂-bi al-tub₂-tub₂-be₂ | (93) Süm.: Onların dizlerini titretir. Akk.: Dizlerine vurur. |
| 9494 | aŋ₂ šu na-ab-tiŋ₄-ŋe₂₆-ze₂-en uugu₆-ŋa₂ am₃-(ma)-ŋal₂ im-me-ne-be₂ | (94) Süm.: “Alma onu! O benim,” der onlara Akk.: “Alma onu! O benim,” dedin. |
| 9595 | u₃ ze₄-⸢e lu₂-lu₇lu⸣-me-⸢en⸣6 | (95) Süm.: Ve sen, sen insan mısın? |
| 9696 | ir-da e₂-a-ni-im udun pa-paḫ-a-ni-(im) | (96) (Bayan A:) “Domuz ahırı onun evidir, fırın en iyi odası. |
| 9797 | ŋešig-ge šal-la ŋešig e₂-a-ka-ni-(im) | (97) Evinin kapısı ince kamıştan bir kapıdır. |
| 97a97a | aŋ₂ sig-⸢bi?⸣ ... mu-nu₂-da-ni-⸢im⸣7 | (97a) Bu bayağı şey (?) […] onun yatağıdır. |
| 9898 | na₄kinkin dam-a-ni-(im) na₄šu-šu₂ du₅-ŋu₁₀-ni-(im) | (98) Alt değirmen taşı kocasıdır, üst değirmen taşı çocuğudur. |
| 9999 | dam e-re-da aŋ₂-ur₂-ra gu₇-gu₇ | (99) Bir kölenin karısı, …(’dan başka bir şey) yemez! |
| 100100 | ga gu₇-a gi₄-in-e-ne u₃-du₂-da e-re-de₃-ne | (100) Köle kızlar tarafından emzirilmiş, kölelerin içine doğmuş! |
| 101101 | e₂ gi₄-in-e du₃-a e-re-da šu AK | (101) Ev köle kızlar tarafından kurulmuş, köleler tarafından dikilmiş! |
| 102102 | u₃ ze₄-e ša₃ nu-nus-e-ne-me-en | (102) Ve sen, sen kadınlardan mısın?!” |
| 103103 | ni₂-su-ub mu-lu e₁₁-⸢de₃ al?⸣-e₁₁-de₃ bala-bala | (103) (G/N:) “Deli, açıklanamayacak kadar embesil, herşeyi evirip çevirir! |
| 104104 | KA kur₂ igi bala lu₂ aŋ₂-erim₂-ma | (104) Ağzı(nı) değiştirir, gözleri(ni) döndürür, şeytani biri! |
| 105105 | in tub₂-tub₂-bu e-ne-eŋ₃ KA-bi-(še₃) šub-ba | (105) Aşağılayıcı! Bu ağızdaki kelime “boşa çıkmıştır”! |
| 106106 | ga-ab-du₁₁ ga-ba-gaz šaḫa₂ mu-ge ur-gi₇ lu₂ tar-tar-re | (106) Muhbir, katil, kamışlıktan bir domuz! İnsanları kaçıran köpek! |
| 107107 | KA sun₇-na bala-bala al-IGI-IGI du₅-ŋu₁₀ lu₂ nu-zu | (107) Küstah kelimeler çıkar ağzından, huzursuz, piç bir çocuk! |
| 108108 | gar₃-bi e-ne-eŋ₃ ba-ab-be₂ | (108) Bu köle saç modeli zaten ortada! |
| 109109 | in tub₂-tub₂-bu-ŋu₁₀-gen₇-nam ba-de-eŋ₃-en | (109) Sen benimkiler gibi hakaretler bula(bilir) misin?!” |
| 110110 | sila-a gub-gub e-sir₂-ra NIGIN₂.NIGIN₂ | (110) (Bayan A:) Süm.: Sürekli sokaklarda dikilir, hep ara sokakları kolaçan ediyor! Akk.: Sürekli sokaklarda dikilen, hep ara sokakları kolaçan eden! |
| 111111 | i-dib!(LU) mu-lu-ne-ka TUŠ-TUŠ-u₃ | (111) Süm.: Sürekli insanların (kapılarının) eşiklerinde oturur! Akk.: Sürekli insanların (kapılarının) eşiklerinde oturan! |
| 112112 | e₂ mu-lu-ne-ka ŋalga ba-e-zu | (112) Süm.: İnsanların evinde ne olup bittiğini araştırırsın. Akk.: Kentlinin evinde ne olup bittiğini araştırırsın. |
| 113113 | dam mu-lu du₅-ŋu₁₀ mu-lu dag-ge₄-a til₃-la u₃ nu-mu-un-na-ku-(ku)-u₃-⸢ne⸣ | (113) Süm.: Şehir mahallesinde yaşayan adamların karıları, çocukları senin yüzünden uyuyamazlar. Akk.: Şehir mahallesinde yaşayan adamların karıları, çocukları senin yüzünden uyuyamazlar. |
| 114114 | ušur ušur-da du₁₄ mu₂-mu₂-de₃ | (114) Süm.: Komşular arasında dalaşma çıkarmak için, Akk.: Komşular arasında dalaşma çıkarırsın. |
| 115115 | mu-uš-tu₉PI-ga-ni al-ma-al i-bi₂ al-du₃-u₃-ne | (115) Süm.: kulaklarını diker, gözlerini belertir. Akk.: Kulaklarını diker, gözlerini belertir. |
| 116116 | i-im-men₃-bi-ta na-aŋ₂-ma-la ba-an-da-ab-du₃!-e | (116) Süm.: Hiç ikisi arasında arkadaşlık kurar mı? Akk.: Hiç ikisi arasında arkadaşlık kurar mısın? |
| 117117 | murub₄-bi-a du₁₄ am₃-ma-ŋa₂-ŋa₂ | (117) Süm.: (Hayır,) o (ancak) aralarında sürtüşme çıkarır. Akk.: (Hayır,) sen (ancak) aralarında sürtüşme çıkarırsın. |
| 118118 | aŋ₂ nu-du₁₁-ga-ne-ne ab-ta-ab-la₂-la₂-e | (118) Süm.: Onları hiç söylemedikleri şeylerle suçlar. Akk.: Onları hiç söylemedikleri şeylerle suçlarsın. |
| 119119 | bi₂-in-du₁₁ ge-ne₂-de₃ am₃-ur₃-ur₃-re-ne | (119) Süm.: Konuşursun – onlar teyit için ertelerler. Akk.: Konuşursun: Kanıtla! – Onlar ertelerler. |
| 120120 | u₃ ze₄-e ⸢ša₃ nu-nus⸣-me-en8 | (120) Ve sen, sen kadınlardan mısın?!" |
| 121121 | e₂ gul uru₂ gul ⸢x x al-ge₄⸣-ge₄ | (121) (G/N:) “Evi yıkar, şehri yıkar, […]! Tekrar ve tekrar geri döner. |
| 122122 | ur₅-ta šu! ge₄! ku₃-⸢ga x DU? x x⸣ [(x)] x x x NE-ra | (122) Borçtan geri öder, […] gümüş […]! |
| 123123 | eḫi-ta zi₂-[zi₂?] ⸢ša₃-ŋar-ta⸣ uš₂ | (123) Bitten dolayı saçlarını yolar, açlıktan ölür! |
| 124124 | eme?-(a)-ni ⸢x x x x⸣ NI | (124) Dili […]! |
| 125125 | aŋ₂ sig-bi ⸢NE? x⸣ [(x)] ⸢mu-nu₂⸣-da-ni | (125) Bu(?) bayağı şey(?) […] onun yatağı. |
| 126126 | kašbir₈ [...] ⸢ga?⸣-KU-KU | (126) Zayıf bira […] Oturmak istiyorum! |
| 127127 | ga-ab-sa₁₀ ma ⸢x (x) DU-DU mu?⸣ KA na-aŋ₂-lu₂-lu₇ | (127) Satıcı ve alıcı arasında simsar, insanlık hırsızı! |
| 128128 | bun₂ du₁₁-du₁₁ ŋuruš iri-ka lul si₃-si₃-ke | (128) Provokatör, sürekli şehrin genç erkekleri arasında yalanlar yayar! |
| 129129 | ki-sikil tur dag-ge₄-a til₃-la u₃ nu-mu-un-na-ku-ku | (129) Şehir mahallesinde yaşayan genç kızlar onun yüzünden uyuyamaz. |
| 130130 | gaba-ri-ŋu₁₀-me-en | (130) Sen benim rakibim misin?!” |
| 131131 | e-ne-eŋ₃ diri KA bala-e nu-sa₆ | (131) (Bayan A:) “Aşırı kelimelerle tartışmayı katleder! |
| 132132 | nu-nus sun₇-na šu-um-du-um nu-kal-la ša₃ kur₄ du₁₄ mu₂-mu₂ | (132) Değersiz dudaklarıyla kibirli kadın, küstah (ve) sürekli kavga çıkarır! |
| 133133 | gu₃ de₂-de₂ zi₂-za ŋalga zu-ḫu-ul9 | (133) Yaygaracı, şarlatan, zekadan yoksun! |
| 134134 | e₂-a-na ḫulu ame₂-še₃ la-ba-ab-du₇ | (134) Evinde şeytan (ya da: evini yıkar), kadın köşesine (haremlik) uygun değil |
| 135135 | šu dag-dag-ge ḫa-la-ni-im | (135) Etrafta sinsice dolanmak onun yazgısı. |
| 136136 | gu₇-gu₇ nu₂-nu₂ aŋ₂-ge₁₇-(ga) kiŋ₂-ŋe₂₆ be₅-da-(ni) ḫur-ḫur | (136) Sadece yer, uyur, tabuları/yasakları kovalar, kıçını kaşır! |
| 137137 | en-na-bi-še₃-am₃ du₁₄ mu-da-⸢AK-e⸣ | (137) Süm.: Daha ne kadar benimle kavga etmek istersin? Akk.: Ne zamana kadar […] dalaşma […]? |
| 138138 | i-bi₂ du₁₁ um-ma-ne muš₃-me gi₄-in-e-ne | (138) (G/N:) Süm.: “Yaşlı kadın çehresi, köle kız görünümü! Akk.: köle kız gözleri, köle kız görünümü! |
| 139139 | saŋ-du kur siki šal uugu₆ zi₂ kiše₄ tal₂-tal₂ | (139) Kare kafa (ama) zayıf saçlar, kel kafa (ama) kafasının geniş yarısı! |
| 140140 | mu-ud-na arkabmušen-a mu-uš-tu₉PI ša₃ ba-šub-bu | (140) Yarasanın zavallı kocası (onun uğruna) zekasını ve cesaretini kaybeder. |
| 141141 | saŋ-ki GAR igi zi₂-zi₂ giri₁₇ ḫa-az šu-um-du-um ḪAR | (141) Geniş alın, sürekli kırpılan gözler, şişik burun, “kalın” dudak! |
| 142142 | ga-ba-al mu-du₃-du₃-e-en | (142) (Gerçekten hala) benimle kavga etmek istiyor musun?” |
| 143143 | ḫulu-de₃-eŋ₃-ŋa₂ nu-ga nu-nus-e-ne | (143) (Bayan A:) “Aşağılık, değersiz kadın! |
| 144144 | si₁₂-si₁₂-ga ša₃ lugud de₂-de₂ | (144) İçinden sızan soluk irin! |
| 145145 | geg₂-geg₂-ga me-luḫ-ḫaki dim₃ zi₃-milla | (145) Meluhha’lı siyah olan, ucuz undan heykelcik! |
| 146146 | lu₂-tu-ŋu₁₀ lu₂ a-ra₂-še₃ nu-mar-ra | (146) Yalancı! Hayatında hiçbir şey başaramamış zat! |
| 147147 | ib₂ gid₂ ša₃ ti-ki-il gu₂ kur₄ gaba zi₂-ir | (147) Geniş kalça, şişkin göbek, kalın ense, sarkan göğüsler! |
| 148148 | gu-du zar/zara₅ galla₄la tur siki galla₄la gid₂-gid₂ | (148) Biçimsiz popo, küçük vulva, (ama) aşırı uzun kasık kılları! |
| 149149 | pe-zi₂-ir ḪAR lu₂ ša₃ la₂ pa₄-ḫal-la | (149) Kalın genital bölge, tıkanmış hasta rahim(li) biri! |
| 150150 | za₃-ŋiri₃ ḪAR-ḪAR ŋiri₃ tu₉-tu₉-UŠ-a | (150) Süm.: … ayağın kenarı, … ayak! Akk.: […] şişmiş […]! |
| 151151 | du₁₄ AK-ŋu₁₀-gen₇ nam-ba-de-eŋ₃-ŋen | (151) Sen benimle kavga etmeye uygun değilsin.” |
| 152152 | kar-ke₄ eš₂-dam-ma še-en lul mu-du₁₁-du₁₁ dam tuku dam taka₄ | (152) (G/N:) Süm.: “Fahişe! Yalanlarını ešdam ’da yaymaya devam etti. Ne zaman evlense, anında boşanır tekrar!
Akk.: Ešdam [fahişesi] [(…)] [y]alan yayıcı […] |
| 153153 | lu₂-tu-ŋu₁₀ ga-ab-us₂ mu-tin-e-ne | (153) Yalancı, erkek kovalayan (kişi)! |
| 154154 | galla₄la-bi-še₃ e₁₁-da ama gan u₄-šu₂-⸢uš⸣-a | (154) Bu vulvaya çıkılıyor – günlük olarak doğum yapan anne! |
| 155155 | ⸢ur⸣ šu zi-ga egir mu-lu-ne-⸢ka⸣ [(x x)] | (155) Pençe(sini) kaldıran köpek, (sürekli) erkeklerin peşinde! |
| 156156 | ⸢mu-ru⸣-uš tur dag-ge₄-a til₃-la u₃ ⸢nu⸣-[mu]-⸢un⸣-ši-ku-ku | (156) Şehir mahallesinde yaşayan genç adamlar onun yüzünden uyuyamaz. |
| 157157 | [x]-(⸢x) UN?⸣ nu-zu-un-⸢NE⸣-[...] | (157) ...” |
| 158158 | ⸢a₂?-ŋu₁₀ ḫe₂?-DI? x x⸣ [...] | (158) (Bayan A:) “Gücüm? eşit? olabilir? […] |
| 159159 | ⸢e₂-ŋu₁₀⸣ e₂-a-ni-⸢gen₇ dam-ŋu₁₀⸣ [dam-a-ni]-⸢gen₇?⸣ | (159) Benim evim onun evi gibi, b[enim] kocam [onun kocası] gibi. |
| 160160 | du₅-ŋu₁₀-<ŋu₁₀> du₅-ŋu₁₀-ni-⸢gen₇⸣ | (160) <Benim> çocuğum onun çocuğu gibi. |
| 161161 | me e-ne-gen₇ ⸢in mu-un-tub₂⸣ | (161) Birbirimizi karşılıklı aşağıladık. |
| 162162 | kar-⸢ke₄⸣ [ma-an-du₁₁ dam mu-un-taka₄ (di ge-na dab₅-mu-ub)] | (162) [O bana] fahişe [dedi, kocamın beni boşamasına sebep oldu. (Bana adil bir hüküm verin!)]. |
| 163163 | pu-uḫ₂-ru-⸢um⸣ [...] | (163) Mecl[is…]. |
| 164164 | dag-ge₄-a-ŋu₁₀ [...] | (164) Benim şehir mahallem [(…)]. |
| 165165 | u₃-mu-un-⸢ŋu₁₀⸣ [...] | (165) Beni[m] efendim […]. |
| 166166 | e₂-ŋu₁₀ e₂-[a-ni-gen₇ (...)] | (166) B]enim evim [onun] evi [gibi…]. |
| 167167 | dam-ŋu₁₀ [dam-a-ni]-⸢gen₇⸣10 | (167) Benim kocam [onun kocası] gibi. |
| 168168 | du₅-ŋu₁₀-ŋu₁₀ du₅-ŋu₁₀-ni-gen₇ (⸢x⸣ [...])11 | (168) Benim çocuğum onun çocuğu gibi. |
| 169169 | me e-ne-gen₇ ⸢in mu⸣-un-tub₂ | (169) Birbirimizi karşılıklı aşağıladık. |
| 170170 | kar-ke₄ ma-an-du₁₁ | (170) O bana “fahişe” dedi. |
| 171171 | dam mu-un-taka₄ di ge-na dab₅-mu-ub | (171) Kocamın beni boşamasına sebep oldu . Bana adil bir hüküm verin!” |
| 172172 | a-ba-am₃ e-ne | (172) (Kral Bayan A’ya sorar:) “O kim?” |
| 173173 | I.ga-ša-an-ku₃-zu du₅-ŋu₁₀ u₃-mu-un-še-er-ma-al-la-ke₄ | (173) (Bayan A Kral’ı cevaplar:) Süm.: “Gašankuzu, Umunšermal’in çocuğu” Akk.: “Ninkuzu, Lugaln[irĝal]’in kızı.“ |
| 174174 | ne-ri niŋir u₃-(um)-ŋen-ne!-en!-na-(am₃)12 | (174) (Kral elçiyi çağırır:) Süm.: „Şimdi, lütfen git, elçi, (ve) hızlıca bu kadının sana gösterdiği kişi/kişileri bana getir!“ Akk.: Şimdi, lütfen git, elçi, (ve) hızlıca bu kadının sana gösterdiklerini bana getir – kendisini ve hasmını! |
| 175175 | lu₂ a-ra-(ra)-ab-la₂-la₂-e-a u₄ tur-(ra)-gen₇ uugu₆-ŋu₁₀-še₃ tum₂-mu-un | |
| 176176 | lugal-ŋu₁₀ lu₂ an-ta in-gi₄-in-nam | (176) (Elçi Kral’a bildirir:) Süm.: „Efendim! Size dönen (başvuran) kişi (yani, Bayan A) (ve) hasmı (yani, G/N)- onu ve onu getirdim. Akk.: Efendim!Size dönen (başvuran) kişi ve hasmı getirildi. |
| 177177 | lu₂ di-da-ka-ni e-ne e-ne-bi mu-tum₂ | |
| 178178 | me-a an-si₁₂-eš ḫe₂-(em)-su₈-be₂-eš | (178) (Kral elçiye sorar:) Süm.: “Neredeler? – Gelsinler!” Akk.: Neredeler? – Girsinler!” |
| 179179 | ze₄-e nin-ku₃-zu mu-zu al-me-a | (179) (Kral G/N’yi sorgular:) Süm. ve Akk.: “Adı Ninkuzu olan sen misin?” |
| 180180 | a-na-am₃ dumu lu₂-tab-ba-za-ke₄ | (180) Süm.: “Neden kendi eşitine Akk.: Neden bir kentlinin kızına, eşitine, |
| 181181 | kar-ke₄ in-na-e-du₁₁ dam in-na-e-taka₄13 | (181) Süm.: “fahişe” dedin ve kocasının onu boşamasına sebep oldun?”
Akk.: “fahişe” dedin ve kocasının onu boşamasına sebep oldun? |
| 182182 | u₃-mu-un-ŋu₁₀ ŋe₂₆-e e-ne-bi du₁₄ i₃-AK-en-de₃-en | (182) (G/N krala cevap verir:) Süm. ve Akk.: “Efendim! Ben ve o, biz dalaştık. |
| 183183 | in in-gen₇ in-tub₂-tub₂-bu-(un)-de₃-en | (183) Süm.: Birbirimize aşağılamalarda bulunduk. Akk.: Ben aşağılamaya aşağılamayla mukabele ettim. |
| 184184 | e-ne ma-an-du₁₁ ša₃-še₃ nu-gid₂ | (184) Süm. ve Akk.: O benimle konuştu: Ben alınmadım. |
| 185185 | ŋe₂₆-e in-na-du₁₁ zu₂ ba-an-keše₂ ša₃-še₃ ba-an-gid₂ | (185) Süm. ve Akk.: Ben onunla konuştum: onun dili tutuldu, alındı. |
| 186186 | lu₂-ki-e-ne-eŋ₃-ŋa₂ ba-an-tuku gu₂-za₃-bi-še₃ im-ma-ŋen | (186) Süm.: Kendine şahit buldu, aşırılığa gitti. Akk.: Tanıklar buldu, buraya geldi.” |
| 187187 | di si-sa₂ dab₅-mu-ub | (187) Süm. ve Akk.: “Bana adil bir hüküm ver!” |
| 188188 | tukum-bi di si-sa₂ a-ri-ib-dab₅-be₂ | (188) (Kral G/N’ye:) “Eğer ben(!) sana adil bir hüküm verecek olursam, |
| 189189 | ku₃ dam-taka₄ 1/3 ma-na-am₃ al-la₂-e | (189) boşanma bedeli, 1/3 mina (gümüş), ödenmelidir. |
| 190190 | al-zil₂-zil₂-e ku₃ dam taka₄-a 1/3 ma-na-am₃ ŋe₂₆-e ba-ra-tuḫ | (190) Kişi zararı ödemeli: boşanma bedeli 1/3 mina (gümüş). Ben (ilan ediyorum ki): bundan feragat edilmeyecektir. |
| 191191 | ŋurgu-zu aš₃-am₃ gu-du-zu aš₃-am₃ u₃-ba-ab-ra-aḫ | (191) Sırtından ve arkandan altı kere kırbaçlandıktan sonra, |
| 192192 | kiše₄-zu gu u₃-ba-tub₂ | (192) kafanın yarısı (tıraş için) işaretlendikten sonra, |
| 193193 | ka numdum-zu mun u₃-ba-su-ub | (193) ağzın ve dudakların tuzla ovulduktan sonra, |
| 194194 | tilla₂ iri-za-ka si gu₃ ba-ni-ra | (194) (elçi) bunu (tüm) şehir mahallelerinde duyurmuş olacaktır. |
| 195195 | lu₂ min₃-kam-ma šu-za igi ⸢bi₂-in⸣-du₈-am₃ | (195) Biri seninle ikinci bir adam görmüş. |
| 196196 | dumu lu₂-tab-ba-za ⸢kar-ke₄ nu-mu-un-na⸣-ab-be₂ | (196) (Bir daha) asla eşitine “fahişe” demeyeceksin!” |
| 197197 | ne-ri niŋir [u₃-(um)-ŋen]-ne-en-na | (197) (Kral elçiyi çağırtır:) “Şimdi lütfen (git), elçi, […] |
| 198198 | en₃ nam-⸢erim₂⸣ [...] / en₃ ⸢x⸣ [...]-⸢un⸣ | |
| 199199 | ⸢KA? KA⸣ ŋiri₃? ⸢nam⸣ [...] ⸢x-KU-en⸣14 | (199) (Bilinmeyen konuşmacılar)[...] |
| 200200 | [x x x x x x] ⸢x⸣ BU-⸢UD? x⸣ [(x x x)] | |
| 201201 | [...] ⸢x-ga DA/A₂?-zu? x⸣ [(...)] | |
| 202202 | [x x x] ⸢x⸣-zu še-er am₃-ma-al [(...)] | (202) […] senin […] özgüveni var [(…)]. |
| 203203 | KA ⸢ga⸣-ri!-TUR?-e? kala?-ga sag₁₀-(ga) ga-ri-ib-gu₇ | (203) Ağız (?) düşürmene izin vereceğim. Sana güçlü ve iyi (şeyler) yedirteceğim! |
| 204204 | [x] ⸢x-za?⸣ ga-ri-ib-ze₂-en ⸢x⸣-za ⸢ga-ri-ib⸣-ŋar-⸢en?⸣ | (204) Bu… senin […] Seni … yapacağım, bu… senin… Sana bir yer yapacağım. |
| 205205 | ⸢nam-erim₂⸣ [na-an-ku₅]-⸢de₃⸣ nam-mu-un-duda-e-ne | (205) O ant [içmesin], onu (G/N) kırbaçlamasınlar! |
| 206206 | ušur-e ⸢in nam⸣-mu-un-ŋa₂-ŋa₂ | (206) O (G/N) komşunu aşağılamasın! |
| 207207 | I.nin-ku₃-zu dumu-⸢munus lugal⸣-nir-ŋal₂ | (207) Ninkuzu, Lugalnirĝal’in kızı! |
| 208208 | ni₂-zu im-ta-⸢x e-ne-eŋ₃ di⸣-ta-am₃ ga-ra-⸢ab-du₁₁⸣ | (208) Sen kendin […], Sana tek bir söz söylemek istiyorum: |
| 209209 | nam-erim₂ na-an-ku₅-de₃ nam-mu-un-duda-e-ne | (209) O ant [içmesin], onu (G/N) kırbaçlamasınlar! |
| 210210 | u₃-ba-⸢ŋal₂ zi IM? KA?-ge x (x) x (x) in? NE?⸣ | (210) O burada olduktan sonra, […] |
| 210a210a | [...] ⸢duda⸣-gen₇ ⸢bi₂⸣-in-til₃-⸢la⸣ [...] | |
| 210b210b | [...] zu₂? ⸢keše₂⸣ ša₃::še₃ ba-ab-⸢gid₂⸣ [...] | |
| 210c210c | [... nam]-⸢erim₂⸣ KI.MIN SU-a-ni [...] / nu-⸢mu-un-x⸣-[...] | |
| 211211 | nam-erim₂-⸢gen₇? zi? x da-ri TAG?-TAG? niŋ₂?⸣ dugud | (211) Bir ant gibi(?) […] sonsuza kadar teminat vermek(?) […] önemli şey. |
| 212212 | in-da-⸢gur? ab-ba NI/IR?-NI/IR? nam-mu⸣-ni-ib-⸢da₁₃-da₁₃⸣ | (212) O reddetti/geri döndü(?) […] o (davadan) çekilmesin. |
| 212a212a | ⸢nam-erim₂⸣ na-an-⸢ku₅⸣-[de₃? ...] | |
| 213213 | ⸢x⸣ ab-ba iri KA na-⸢aŋ₂⸣-[x-x]-DU | (213) […] ihtiyar heyeti […] |
| 214214 | di-da e-ne-eŋ₃-⸢ŋa₂? lugal?⸣-[x x (x)]-DU | (214) Davada, kararda […] kral […]. |
| 215215 | ⸢x x šu? la?⸣ ba-ra-ta-[...]-en-na ⸢ŋe₂₆-e lu₂⸣ til₃-le ⸢nu⸣-ŋen | (215) […] Kesinlikle yapmayacağım […] (şudur): Ben insanları hayatta tutan biri değilim. |
| 216216 | tukum-bi nam-⸢erim₂ x⸣ diŋir ⸢aŋ₂-ge⸣-na mu-us₂-am₃ | (216) Eğer bir ant (içilmiş) ise, adalet tanrısı (ya da: tanrıları) oradadır. |
| 217217 | ⸢za₃⸣ x mu-ri-in-ta₃ mu-e-du₁₁-ga-ta | (217) “O senin … geri püskürtmene sebep oldu,” dedikten sonra |
| 218218 | en₃ tukum-bi ḫa-ma-gub-be₂-en | (218) ne kadar benim karşımda dikilebilirsin? |
| 219219 | [e-ne]-⸢eŋ₃⸣ di-ta-am₃ ga-ra-ab-du₁₁ | (219) Sana tek bir söz söyleyeceğim: |
| 220220 | lu₂ di-ta-am₃ mu-da-zi₂-ib ušur kal-la-ŋu₁₀ | (220) Tek bir kişi bana karşı nazik/iyi niyetlidir, benim değerli komşum. |
| 221221 | ga-ba-al in-ne-du₃ | (221) “Sen (A), onunla (G/N) dalaştın.” |
| 222222 | me-ta-am₃ am₃-di-di-in in-na-du₁₁ | (222) (Bayan A:) “Ben ona(G/N) (sadece) dedim ki: ‘Nereden geliyorsun yine?‘ |
| 223223 | tu₉-gen₇ in-tar-re-en a₂-na bi₂-in-la₂-e-en | (223) O (ise) beni bir kumaş gibi yırttı. Beni koluna bağladı. |
| 224224 | in nu-zu-ŋu₁₀ mu-un-tub₂ | (224) Benimle ilgili duyulmamış aşağılamalar dile getirdi. |
| 225225 | aŋ₂ nu-du₁₁-ga-ŋu₁₀ mu-da-la₂ | (225) (Daha önce) benim hakkımda hiç söylenmemiş şeylerle beni suçladı. |
| 226226 | nam-erim₂ al ma-an-du₁₁ | (226) Benden bir ant /yemin istendi. |
| 227227 | u₄-da di-da gu₂-ni ba-ra-an-ku₅ | (227) Onun boğazını bu davada kesmedi, (ama) |
| 228228 | KA ma-ab-sa₆-sa₆-ge | (228) Bu karar(da) (zararımı) tazmin edecek. |
| 229229 | diŋir aŋ₂-ge-na-ke₄ u₃-ba-DU | (229) Adalet tanrısı burada bulunduğu anda, |
| 230230 | munus aŋ₂-erim₂-ma-ka di ḫe₂-en-ni-ib-dab₅-be₂ | (230) Bu kötü kadına hükmü(nü) versin!” |
1Alternatively: e₂-a-na te-ŋe₂₆-en
2KA-NI-še₃ in Nippur; KA-bi-še₃ outside of Nippur.
3Thus X₂ and X₄. N₉ writes i-bi₂-ŋa₂ and K₁ ⸢igi?-za?⸣.
4al-tar-tar-re in Nippur; ab-tar-tar-re(-en) outside of Nippur.
5var. e₂-ba
6X₆: u₃ ze₄-e lu₂ iri{(ki)} tuš(-u₃)-me-en // ⸢u₃⸣ at-ti ša a-li šu-šu-bi.
7N₂₇ and X₅ erroneously add l. 125 here.
8X₆: ⸢u₃ ze₄⸣-e munus-⸢me-en⸣ // ⸢u₃⸣ at-ti si₂-in-ni-ša-a-at.
9zu-hu-ul in Nippur; sah₄-⸢e?⸣ in U₆.
10U₅ adds: ⸢u₃-mu⸣-[...].
11U₅ (and U₇?) seem to add something.
12N₄ u₃-ŋen(over x)-na-am₃ U₇: u₃-um-ŋe[n-x-x-x] and X₆: u₃-um-ŋen-n[a(-am₃)]. Cf. l. 197.
13X₆ erroneously adds at the beginning of the line: in mu-un-tub₂ // pi-iš-tam ⸢tu-up!⸣-ši-iš.
14GIRI₃ v.s.