Two Women B

For translations in Arabic (by May Alaseel) and Turkish (by Azra Koçer), use the pull down menu on the right.
11me-ta-am₃ am₃-di-di-in

(1) (Bayan A:) “Sen nereden geliyorsun yine?”

22ga-ba-al nam-mu-du₃-en a₂-zu na-ma-tur

(2) (Gašankuzu/Ninkuzu=G/N:) "Sen benimle kapışamazsın! Senin hazırcevaplığın benimkine üstün gelemez (zaten)."

33ta-(a)- ga-ba-al nu-e-du₃-e-en ta-am₃ i-ri-AK

(3) (Bayan A:) “Neden seninle kapışamazmışım? Ne yaptım ki sana?"

44a₂ mu-e-a-AK šu-bi na-ri-ge₄ u₃ ba-ra-ra-ku-ku-un

(4) (G/N:) “Sen (zamanında) vahşice dalaştın, (ama) ben senden öcümü aldım. (Yine de) senin yüzünden geceleri uyuyamıyorum."

55ta-am₃ lu₂-tu-ŋu₁₀ e-ne-eŋ₃ sig-zu-um i₃-gu₇

(5) (Bayan A:) “Ne?! Yalancı! Sözlerin iftira.

66a-da-lam na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-ŋu₁₀ al-ŋa₂-ŋa₂-ŋa₂-an

(6) Pekala, o zaman (şu andan itibaren) ben de yalanlarımı (kullanıma) koyacağım."

77tukum-bi na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-zu ni₂ ba-e-ŋa₂-ŋa₂-ŋa₂-an

(7) (G/N:) Süm.: “Eğer sen kendin yalanlarını (kullanıma) koyacaksan, Akk.: Eğer sen ke[ndin (kullanıma) koyacaksan] yalanları[]

88ze₄-e-me-en e₂-a na-te-ŋe₂₆-en na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-ŋu₁₀ [(...)] NE al-la₂-e1

(8) it’s you (who) will not be allowed to come near the house. (But) my falseness [(...)] she will prosecute.” Akk.: it’s you who [...] house? [...].

99tukum-bi na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-zu ba-an-ŋar na-aŋ₂-lu₂-ta mu-(e)-diri-ge-(en)

(9) (Bayan A:) “Eğer yalan söylersen, ben insanlıkta senden üstün olacağım.”

1010ze₄-e gaba-ri-ŋu₁₀-me-en ba-[...] x-a na-aŋ₂-du₅-ŋu₁₀ lu₂ -ta mu-e-diri?-ge-(en)

(10) (G/N:) “Sen bana rakip misin ki? [] Soy bakımından, sen bir kişiye bile üstün gelebilir misin?!”

1111lu₂ al-ḫi-li-a ta- gaba-ri-zu nu-me-en

(11) (Bayan A:) Süm.: “Tatlı şey, neden senin rakibin olamayacakmışım?” Akk.: “Tatlı şey, neden []

1212ba-ḫi-li-nam a-(a) ḫe₂-bi₂-gir₅-(en)-nam igi ba-ra igi ba-ra

(12) Süm.: “Ne kadar süslenirsen süslen, seni suyun altına itecek olan (seni yenecek olan) benim. Bak, bak! Akk.: “Sen süslenir süslenmez/süslendiğin için, seni (suda) batırmalı mıyım (bundan dolayı)?! [Bak!?]


1313gi₄-in dag-ge₄-a lu₂-še₃ us₂ du₅-ŋu₁₀ mu-lu-ke₄-ne

(13) (G/N:) “Tüm mahallenin köle kızı, herkesin hizmetinde, herkesin çocuğu!

14 NaN 14gu₃-zal-še₃:1) gub-ba ša₃-gal-bi-še₃ u₃ nu-ku2

(14) Uşak gibi hizmet ederken, (efendilerinin) yemeğinden dolayı uyuyamaz (endişelenir)!

14v1.1: gu₃-bi-še₃
1515na-aŋ₂-ḫi-li-ŋu₁₀-um al-ŋa₂-ŋa₂-ŋa₂-an

(15) (tüm) çekici görünümümü/cazibemi (kullanıma) koyacağım (artık).”


1616uru₂ niŋen₂ kar niŋen₂ e₂-e₂-a ku₄-ku₄

(16) (Bayan A:) “Şehirde dolanır, limanda dolanır, her eve girer!

1717e₂ in-ku₄-ra šu bi₂-in-si

(17) Girdiği evi ele geçirir;

1818e₂-ba e-ne-eŋ₃ bi₂-in-tuku

(18) O evi kontrol eder.

1919dam dam-da im-da-an-kur₂

(19) Karı-kocayı birbirine düşürür;

2020du₅-ŋu₁₀ ama-da im-da-ri

(20) Çocukları annelerinden gasp eder.

2121e₂-ge₄-a da ušbur-ra-na-ka du₁₄-da mu-ni-in-ku₄

(21) Kaynanayla gelini dalaşmaya kışkırtır.

2222im-me-(a)-e₁₁-de₃-en

(22) (Sırf bu yüzden) sen (çoktan) yenildin.”


2323mu-zuḫ e₂-a-na ur ŋešSUG-da-na

(23) (G/N:) “Kendi evinde hırsız! Kendi yalağının köpeği!

2424še-en-ka₅ gebešeŋ-a-na šu-ḪA-da ba-an-du₈

(24) Kendi sepetinde firavun faresi! Balıkçıların avlarını (oraya) yığar!

2525mu-KEŠ₂ du₉-du₉ šu urin-na an-su₃-a

(25) sallar, eli kanla lekelenir.

2626e₂-kišeb-ba du₈-du₈ e₂-a saŋ-e mu-te-te

(26) Defalarca depoyu açıp kölelere yaklaştı

2727ŋeškun₄ ŋešbala-gen₇ e₂-a ga-ga-ga

(27) (O) evine her zaman kirmen yerine merdiven getirendir!

2828u₄-da-am₃ su ba-e-sis

(28) Şimdi buna canın sıkılır.”


2929kiše₄ (a)-AK šu-um-du-um mun su-ub

(29) (Bayan A:) "Kafasının yarısı kırpılmış, dudakları tuzla ovulmuş!

3030teš₂ nu-tuku du₅-ŋu₁₀ lu₂ nu-kal-la

(30) Şimdi utanç içinde, aşağılanmışların çocuğu!

3131ki-ma-an-zi₂-ir lu₂-da saŋ ir-ir

(31) (İnsanların) ayağını kaydırır, (sonra onları) insan içinde aşağılar!

3232še-er-da ka-ka-na il₂-la

(32) Ağzı cezalandırılmıştır!

3333ti zi₂-id ŋurgu₂ zi₂-id u₄-da-am₃ ba-ge-ne₂-en

(33) Kaburgalar(ı) kırbaçlanacak, omuzlar(ı) kırbaçlanacak! Sen şu an (zaten) hüküm giydin.”


3434šaḫa₂ zuḫ-a gu₇-gu₇ šaḫa₂ze₂-eḫ-tur zuḫ-a šu-ni-še₃ la₂-a

(34) (G/N:) “Çalınmış domuzları yer, ki elinde çalıntı bir yavru domuz tutuyor!

3535da-ŋu₁₀ zuḫ-zuḫ aŋ₂ gu₇-gu₇ šu da-bi-še₃ dab₅-ba

(35) Sürekli ben(den) çalar, sürekli bir şeyler yer! El(i) üstünde yakalanmış!

3636ŋe₆-gen₇ di-di imšu-rin-na-ta utul₂ titab ir-ir

(36) Gece gibi sızar, fırından tahıllı kekin olduğu kaseyi alır!

3737uŋ₃ dur₂-bi-še₃ ka al-sag₃-ge

(37) Kocaman bir ağzı var, kendine bir türlü hakim olamaz!

3838ka-ka-ni la-ba-ni-ib-la₂-la₂-e

(38) Kimse çenesini de kapatamaz.

3939e-ne-eŋ₃ gaba-ri-ka ma-ab-zi₂-iŋ₃-zi₂-iŋ₃-e/en/e-en?

(39) (Gerçekten) bana cevap verebilir misin?


4040tu₇ gu₇ ŋešŋušur BIL₂ u₅ gu₇ ka tal₂

(40) (Bayan A:) "Çorbayı yalayıp yutar, (çalılık yerine) merteklerin (tamamını) yakar, ağzını kocaman açar, yağı israf eder!

4141ame₂ nu-mu-un-ge-en e₂ a-ra₂-še₃ nu-mu-ŋar

(41) Kadın köşesi (haremlik) kurmadı, evini doğru düzgün idare etmedi.

4242dam-a-ni in-TAR gu-ni gu tab-ba li-bi₂-in-tuku

(42) Kocasına yetemedi , ona sadece kötü kalite kıyafetler tedarik etti.

4343ta-(a)- ša₃-zu al-kur₄

(43) (Hala) neden (böyle) küstahsın?"


4444u₅-mu sur-sur še sa-sa-sa inda₃ gu-lu-a du₈-du₈

(44) (G/N:) "Sürekli yağ sıkar, devamlı arpa fırınlar, devamlı yanıltıcı büyüklükte ekmekler pişirir!

4545lu₂ kiŋ₂-ša₄ (a)-AK du₅-ŋu₁₀ du-lum-ma mu uku₂-re-ne

(45) Amele, acıların çocuğu, düşkünlerin evladı!

4646lu₂ nu-kal-la nu-nus nu-ge-na

(46) Aşağılanmış kişi, güvenilmez kadın!

4747u₄-da-am₃ lu₂ ab-ba ba-an-ku₄-re-en

(47) Şimdi (bak)! Erkekler (-le buluşmak) için pencerelerden sızdın.”


4848ša₃ ku₃ til i-bi₂-za e₂-a-na

(48) (Bayan A:) “Onun (ziyadesiyle temiz) rahminin işi bitmiş evi için maddi kayıp (demek bu)!

4949kaš sa₁₀-sa₁₀ aŋ₂-šeŋ₆-ŋa₂ gu₇-gu₇

(49) Süm.: Birayı hep satın alır, sürekli hazır yemekler yer! Akk.: [] hazır (yemek).

5050i-bi₂-za nu-ŋa₂-ŋa₂ al-ŋal₂ nu-ub-be₂-en3

(50) Sen “her şey çok” demez misin, (halbuki aslında) kayba sebep olursun?

5151dam-zu tu₉ nu-um-mu₄ ze₄-e tu₉aŋ₂-dara₂ mu₄-mu₄

(51) Kocanın giyecek kıyafeti yok, sen kendin de paçavralar giyinirsin:

5252gu-du-zu am₃-ta-la₂

(52) Popon (o paçavralardan) çıkar.

5353deš sila₃ še-am₃ ab-pa₃-de₃-en-na-zu

(53) Senin tek bulacağın 1 litre arpadır.

5454kaš sa₁₀-sa₁₀ aŋ₂-šeŋ₆-ŋa₂ tum₃-de₃ la-ba-ni-ib-la₂-la₂-e

(54) Kimse onun sürekli birayı satın almasına, hazır yemekler getirmesine engel olamaz.

5555u₃ ze₄-e ša₃ nu-nus-e-ne-me-en

(55) Ve sen, sen kadınlardan mısın?”


5656lu₂ saŋ ir-ra nu-nus sikil du₃-a

(56) (G/N:) “Sürekli erkekleri aşağılar, kadınları küçümser!

5757e-ne-eŋ₃ sig gu₇-gu₇ saŋ-du tibir₂ ra-ra

(57) Durmadan iftira atar, durmadan başını yumruklar!

5858aŋ₂-kur₂ du₁₁-du₁₁ KA lul-la bala-bala

(58) Hep düşmanlıkları dile getirir, her zaman düzmece sözleri yayar (konuşur).

5959e₂ e-ne zi₂-iŋ₃-zi₂-iŋ₃ lu₂ e₂ lu₂-ka nu-tuš

(59) (O ki) evi sürekli gülünçlüğe teslim eder, (o ki) erkeğin adama yaraşır bir evde yaşamasına müsaade etmez!

6060u₃ ze₄-e lu₂-lu₇lu-me-en

(60) Ve sen, sen insan mısın?!”


6161a si a lu₃-lu₃-(a) zi₃ ar₃-ar₃-ar₃-ar₃-ra

(61) (Bayan A:) “Su çeker, suyu bulandırır! Unu öğütüp durur!

6262in-us₂ in-tur-tur in-ar₃-ar₃-[...]

(62) (Tahılı) ezdi, parça parça etti, öğüttü.

6363i-ni-in-du₈ i-ni-in-bil₂-bil₂

(63) (Ekmeği) pişirdi (ve) tamamen yaktı.

6464aŋ₂ šu du₁₁-ga-ni a-ra₂-še₃ nu-mu-un-ŋar

(64) Her neye dokunduysa büsbütün berbat etti.

6565ma-ni-ib₂-gi₄-gi₄-(gi₄)-in

(65) Tüm bunlara herhangi bir cevap verebilir misin?!”


6666ki-še-er nu-tuku na-aŋ₂-munus-e la-ba-du₇/DI

(66) (G/N:) “Onun hiçbir sınırı yok, kadınlığa uygun değil o:

6767siki nu-mu-un-da-peš₆-e ŋešbala nu-mu-un-da-NU-NU

(67) Yünü tarayamaz, kirmeni kullanamaz.

6868kiŋ₂-e šu nu-mu-un-da-sa₂ ku₄-ku₄ e₃-de₃ (a)-ab-la₂

(68) Eli işe yetişmez, işe giriştiği (an), (çoktan) (eve geri) dönüyor olur. (Sonuç) kötü kalite.

6969e-sir₂-ra u₃-ba-gub in al-tub₂-tub₂-bu

(69) Sokakta dikildiği an sürekli (birilerini) aşağılar.

7070ka-tar-ra un-bala ŋiri₃ KU ...

(70) As soon as he has inverted praise, [...].

7171pu-uḫ₂-ru-um-še₃ an/un-us₂ mu-un-zi₂-id-e-ne

(71) As soon as she has turned to the assembly, they will flog her.

7272u₃-um-gur teš₂ nu-tuku di ku₅-ru?-me-en zu₂ al-bar₇-re

(72) (İlk hükme) itiraz ettiği anda, utanmadan (der ki): “Hükmü veren benim.” (ve) güler.

7373in-na-am₃ mu-un-tub₂-tub₂-be₂-en

(73) Onunla ilgili dile getirdiğim aşağılama işte budur.”


7474lu₂-ki-e-ne-eŋ₃-ŋa₂ na-aŋ₂-lu₂-tu-ŋu₁₀-ka

(74) (Bayan A:) “O yalancı şahittir!

7575ga-ab-us₂ KA na-aŋ₂-lu₂-lu₇

(75) Zalim, insanlığa ait (ya da: insanlığa karşı) ağız/diş/burun/ses!

7676lu₂ na-aŋ₂-ge₄-me-eš₃ AK-ka lu₂ e-ne-eŋ₃ pad-pad-ra₂

(76) (Başkalarına) görev arkadaşı gibi davranan kişi, sözlerinden dönen zat!

7777di-da-ni nu-me-a tu₉ i₃?-na-ab-la₂

(77) Dava olmadan, onun için bir kumaş serilir.

7878lu₂ di tuku pu-uḫ₂-ru-um-še₃ an-[us₂?-sa? šu] mu-na-kara₂-kara₂

(78) (Gerçekten) davası olan, meclise dönen kişiyi kınar o.

7979al-saḫ₄-saḫ₄ al-ur₄-ur₄ al-kiŋ₂-kiŋ₂-x al?-[(...)]

(79) Kafası karışır, huzursuz, sürekli (bir şeyler) aranır, [].

8080lu₂ di tuku sa₁₀-a-na u₃-ba-e-DU e-ne-eŋ₃ am₃-pa₃-de₃-[e?-ne?]

(80) Kendini davası olanların ve onu (satın alanların) kullanımına sunduktan sonra, onlar meseleyi öğrenecekler. Kendini davası olanların ve onu (satın alanların) kullanımına sunduktan sonra, onlar meseleyi öğrenecekler.

8181a-ru-ub-(ba) (e-ne) ḫulu-ge₁₇ e-ne-eŋ₃ am₃-pa₃-de₃-e?-ne?

(81) ‘Bir tuzak‘ der nefretle (ama) onlar (yine de) meseleyi öğrenecekler.

8282nam-A.RU šu ba-an-ti- am₃-mu-un-sar-re-ne

(82) (Ancak) rüşvet aldıktan sonra, gitmesine izin verecekler.

8383[u₃] ze₄-e ša₃ nu-nus-e-ne-ŋen

(83) Ve sen, sen kadınlardan mısın?”


8484e₂ kaš ŋal₂-la geguninₓ(A.SUG)-bi-im

(84) (G/N:) Süm.: Bira olan ev, o sürahisidir. Akk.: [Bira] olan [ev], [sen] sürahisisin.

8585e₂ tu₇ ŋal₂-la ŋešemeraḫₓ(UD.NI.ḪUB₂)-bi-im

(85) Süm.: Çorba olan ev, o hunisidir. Akk.: Çorba (servis) kasesi olan ev, [sen] hunisisin.

8686e₂ inda₃ ŋal₂-la muḫaldim gal-bi-im

(86) Süm.: Yemeği olan evde, aşçısı odur. Akk.: Yemeği olan evde, aşçısı sensin.

8787e₂ šu-bi al-duru₅-duru₅ru-a/am₃ en₃ al-tar-tar-re4

(87) Sum.: Süm.: “Eli” nemli olan bir ev soruşturur. Akk.: “Eli” büyük olan bir ev ararsın.

8888lu₂-bi na-aŋ₂-ušur ba-an-da-ab-du₃-e

(88) Süm.: Sakinleriyle (bu sakinlerle) bir mahalle kurarsın. Akk.: Bu kentli (kadını) komşu olarak alırsın.

8989e₂-bi-(še₃)5 si-sa₂-bi ba-an-ku₄-ku₄

(89) Sum.: Süm.: Dosdoğru bu eve girer. Akk.: Dosdoğru bu eve girdin.

9090e₂ sa ab-la₂-e a ab-su₃-e

(90) Süm.: Evi süpürür, su serper. Akk.: (Önce) [evi] topladın, (sonra) [su] serptin.

9191a₂ al-aŋ₂-e ka al-sag₃-ge

(91) Süm.: Etrafa emirler yağdırır, koca bir ağzı vardır. Akk.: Etrafa emirler yağdırırsın, koca bir ağzın vardır.

9292gi₄-in agrig e₂-ge₄-a du₅-ŋu₁₀ e₂-a-ke₄

(92) Süm.: Köle kız(ın), hizmetçi(nin), gelin(in), evin çocuğu(nun) Akk.: [Köle kız(ın)], hizmetçi(nın), gelin(in), evin kızı(nın)

9393ur₂-bi al-tub₂-tub₂-be₂

(93) Süm.: Onların dizlerini titretir. Akk.: Dizlerine vurur.

9494aŋ₂ šu na-ab-tiŋ₄-ŋe₂₆-ze₂-en uugu₆-ŋa₂ am₃-(ma)-ŋal₂ im-me-ne-be₂

(94) Süm.: “Alma onu! O benim,” der onlara Akk.: “Alma onu! O benim,” dedin.

9595u₃ ze₄-e lu₂-lu₇lu-me-en6

(95) Süm.: Ve sen, sen insan mısın?


9696ir-da e₂-a-ni-im udun pa-paḫ-a-ni-(im)

(96) (Bayan A:) “Domuz ahırı onun evidir, fırın en iyi odası.

9797ŋešig-ge šal-la ŋešig e₂-a-ka-ni-(im)

(97) Evinin kapısı ince kamıştan bir kapıdır.

97a97aaŋ₂ sig-bi? ... mu-nu₂-da-ni-im7

(97a) Bu bayağı şey (?) [] onun yatağıdır.

9898na₄kinkin dam-a-ni-(im) na₄šu-šu₂ du₅-ŋu₁₀-ni-(im)

(98) Alt değirmen taşı kocasıdır, üst değirmen taşı çocuğudur.

9999dam e-re-da aŋ₂-ur₂-ra gu₇-gu₇

(99) Bir kölenin karısı, (’dan başka bir şey) yemez!

100100ga gu₇-a gi₄-in-e-ne u₃-du₂-da e-re-de₃-ne

(100) Köle kızlar tarafından emzirilmiş, kölelerin içine doğmuş!

101101e₂ gi₄-in-e du₃-a e-re-da šu AK

(101) Ev köle kızlar tarafından kurulmuş, köleler tarafından dikilmiş!

102102u₃ ze₄-e ša₃ nu-nus-e-ne-me-en

(102) Ve sen, sen kadınlardan mısın?!”


103103ni₂-su-ub mu-lu e₁₁-de₃ al?-e₁₁-de₃ bala-bala

(103) (G/N:) “Deli, açıklanamayacak kadar embesil, herşeyi evirip çevirir!

104104KA kur₂ igi bala lu₂ aŋ₂-erim₂-ma

(104) Ağzı() değiştirir, gözleri(ni) döndürür, şeytani biri!

105105in tub₂-tub₂-bu e-ne-eŋ₃ KA-bi-(še₃) šub-ba

(105) Aşağılayıcı! Bu ağızdaki kelime “boşa çıkmıştır”!

106106ga-ab-du₁₁ ga-ba-gaz šaḫa₂ mu-ge ur-gi₇ lu₂ tar-tar-re

(106) Muhbir, katil, kamışlıktan bir domuz! İnsanları kaçıran köpek!

107107KA sun₇-na bala-bala al-IGI-IGI du₅-ŋu₁₀ lu₂ nu-zu

(107) Küstah kelimeler çıkar ağzından, huzursuz, piç bir çocuk!

108108gar₃-bi e-ne-eŋ₃ ba-ab-be₂

(108) Bu köle saç modeli zaten ortada!

109109in tub₂-tub₂-bu-ŋu₁₀-gen₇-nam ba-de-eŋ₃-en

(109) Sen benimkiler gibi hakaretler bula(bilir) misin?!”


110110sila-a gub-gub e-sir₂-ra NIGIN₂.NIGIN₂

(110) (Bayan A:) Süm.: Sürekli sokaklarda dikilir, hep ara sokakları kolaçan ediyor! Akk.: Sürekli sokaklarda dikilen, hep ara sokakları kolaçan eden!

111111i-dib!(LU) mu-lu-ne-ka TUŠ-TUŠ-u₃

(111) Süm.: Sürekli insanların (kapılarının) eşiklerinde oturur! Akk.: Sürekli insanların (kapılarının) eşiklerinde oturan!

112112e₂ mu-lu-ne-ka ŋalga ba-e-zu

(112) Süm.: İnsanların evinde ne olup bittiğini araştırırsın. Akk.: Kentlinin evinde ne olup bittiğini araştırırsın.

113113dam mu-lu du₅-ŋu₁₀ mu-lu dag-ge₄-a til₃-la u₃ nu-mu-un-na-ku-(ku)-u₃-ne

(113) Süm.: Şehir mahallesinde yaşayan adamların karıları, çocukları senin yüzünden uyuyamazlar. Akk.: Şehir mahallesinde yaşayan adamların karıları, çocukları senin yüzünden uyuyamazlar.

114114ušur ušur-da du₁₄ mu₂-mu₂-de₃

(114) Süm.: Komşular arasında dalaşma çıkarmak için, Akk.: Komşular arasında dalaşma çıkarırsın.

115115mu--tu₉PI-ga-ni al-ma-al i-bi₂ al-du₃-u₃-ne

(115) Süm.: kulaklarını diker, gözlerini belertir. Akk.: Kulaklarını diker, gözlerini belertir.

116116i-im-men₃-bi-ta na-aŋ₂-ma-la ba-an-da-ab-du₃!-e

(116) Süm.: Hiç ikisi arasında arkadaşlık kurar ? Akk.: Hiç ikisi arasında arkadaşlık kurar mısın?

117117murub₄-bi-a du₁₄ am₃-ma-ŋa₂-ŋa₂

(117) Süm.: (Hayır,) o (ancak) aralarında sürtüşme çıkarır. Akk.: (Hayır,) sen (ancak) aralarında sürtüşme çıkarırsın.

118118aŋ₂ nu-du₁₁-ga-ne-ne ab-ta-ab-la₂-la₂-e

(118) Süm.: Onları hiç söylemedikleri şeylerle suçlar. Akk.: Onları hiç söylemedikleri şeylerle suçlarsın.

119119bi₂-in-du₁₁ ge-ne₂-de₃ am₃-ur₃-ur₃-re-ne

(119) Süm.: Konuşursun onlar teyit için ertelerler. Akk.: Konuşursun: Kanıtla! Onlar ertelerler.

120120u₃ ze₄-e ša₃ nu-nus-me-en8

(120) Ve sen, sen kadınlardan mısın?!"


121121e₂ gul uru₂ gul x x al-ge₄-ge₄

(121) (G/N:) “Evi yıkar, şehri yıkar, []! Tekrar ve tekrar geri döner.

122122ur₅-ta šu! ge₄! ku₃-ga x DU? x x [(x)] x x x NE-ra

(122) Borçtan geri öder, [] gümüş []!

123123eḫi-ta zi₂-[zi₂?] ša₃-ŋar-ta uš₂

(123) Bitten dolayı saçlarını yolar, açlıktan ölür!

124124eme?-(a)-ni x x x x NI

(124) Dili []!

125125aŋ₂ sig-bi NE? x [(x)] mu-nu₂-da-ni

(125) Bu(?) bayağı şey(?) [] onun yatağı.

126126kašbir₈ [...] ga?-KU-KU

(126) Zayıf bira [] Oturmak istiyorum!

127127ga-ab-sa₁₀ ma x (x) DU-DU mu? KA na-aŋ₂-lu₂-lu₇

(127) Satıcı ve alıcı arasında simsar, insanlık hırsızı!

128128bun₂ du₁₁-du₁₁ ŋuruš iri-ka lul si₃-si₃-ke

(128) Provokatör, sürekli şehrin genç erkekleri arasında yalanlar yayar!

129129ki-sikil tur dag-ge₄-a til₃-la u₃ nu-mu-un-na-ku-ku

(129) Şehir mahallesinde yaşayan genç kızlar onun yüzünden uyuyamaz.

130130gaba-ri-ŋu₁₀-me-en

(130) Sen benim rakibim misin?!”


131131e-ne-eŋ₃ diri KA bala-e nu-sa₆

(131) (Bayan A:) “Aşırı kelimelerle tartışmayı katleder!

132132nu-nus sun₇-na šu-um-du-um nu-kal-la ša₃ kur₄ du₁₄ mu₂-mu₂

(132) Değersiz dudaklarıyla kibirli kadın, küstah (ve) sürekli kavga çıkarır!

133133gu₃ de₂-de₂ zi₂-za ŋalga zu-ḫu-ul9

(133) Yaygaracı, şarlatan, zekadan yoksun!

134134e₂-a-na ḫulu ame₂-še₃ la-ba-ab-du₇

(134) Evinde şeytan (ya da: evini yıkar), kadın köşesine (haremlik) uygun değil

135135šu dag-dag-ge ḫa-la-ni-im

(135) Etrafta sinsice dolanmak onun yazgısı.

136136gu₇-gu₇ nu₂-nu₂ aŋ₂-ge₁₇-(ga) kiŋ₂-ŋe₂₆ be₅-da-(ni) ḫur-ḫur

(136) Sadece yer, uyur, tabuları/yasakları kovalar, kıçını kaşır!

137137en-na-bi-še₃-am₃ du₁₄ mu-da-AK-e

(137) Süm.: Daha ne kadar benimle kavga etmek istersin? Akk.: Ne zamana kadar [] dalaşma []?


138138i-bi₂ du₁₁ um-ma-ne muš₃-me gi₄-in-e-ne

(138) (G/N:) Süm.: “Yaşlı kadın çehresi, köle kız görünümü! Akk.: köle kız gözleri, köle kız görünümü!

139139saŋ-du kur siki šal uugu₆ zi₂ kiše₄ tal₂-tal₂

(139) Kare kafa (ama) zayıf saçlar, kel kafa (ama) kafasının geniş yarısı!

140140mu-ud-na arkabmušen-a mu--tu₉PI ša₃ ba-šub-bu

(140) Yarasanın zavallı kocası (onun uğruna) zekasını ve cesaretini kaybeder.

141141saŋ-ki GAR igi zi₂-zi₂ giri₁₇ ḫa-az šu-um-du-um ḪAR

(141) Geniş alın, sürekli kırpılan gözler, şişik burun, “kalın” dudak!

142142ga-ba-al mu-du₃-du₃-e-en

(142) (Gerçekten hala) benimle kavga etmek istiyor musun?”


143143ḫulu-de₃-eŋ₃-ŋa₂ nu-ga nu-nus-e-ne

(143) (Bayan A:) “Aşağılık, değersiz kadın!

144144si₁₂-si₁₂-ga ša₃ lugud de₂-de₂

(144) İçinden sızan soluk irin!

145145geg₂-geg₂-ga me-luḫ-ḫaki dim₃ zi₃-milla

(145) Meluhha’lı siyah olan, ucuz undan heykelcik!

146146lu₂-tu-ŋu₁₀ lu₂ a-ra₂-še₃ nu-mar-ra

(146) Yalancı! Hayatında hiçbir şey başaramamış zat!

147147ib₂ gid₂ ša₃ ti-ki-il gu₂ kur₄ gaba zi₂-ir

(147) Geniş kalça, şişkin göbek, kalın ense, sarkan göğüsler!

148148gu-du zar/zara₅ galla₄la tur siki galla₄la gid₂-gid₂

(148) Biçimsiz popo, küçük vulva, (ama) aşırı uzun kasık kılları!

149149pe-zi₂-ir ḪAR lu₂ ša₃ la₂ pa₄-ḫal-la

(149) Kalın genital bölge, tıkanmış hasta rahim(li) biri!

150150za₃-ŋiri₃ ḪAR-ḪAR ŋiri₃ tu₉-tu₉--a

(150) Süm.: ayağın kenarı, ayak! Akk.: [] şişmiş []!

151151du₁₄ AK-ŋu₁₀-gen₇ nam-ba-de-eŋ₃-ŋen

(151) Sen benimle kavga etmeye uygun değilsin.”


152152kar-ke₄ eš₂-dam-ma še-en lul mu-du₁₁-du₁₁ dam tuku dam taka₄

(152) (G/N:) Süm.: “Fahişe! Yalanlarını ešdam ’da yaymaya devam etti. Ne zaman evlense, anında boşanır tekrar! Akk.: Ešdam [fahişesi] [()] [y]alan yayıcı []

153153lu₂-tu-ŋu₁₀ ga-ab-us₂ mu-tin-e-ne

(153) Yalancı, erkek kovalayan (kişi)!

154154galla₄la-bi-še₃ e₁₁-da ama gan u₄-šu₂--a

(154) Bu vulvaya çıkılıyor günlük olarak doğum yapan anne!

155155ur šu zi-ga egir mu-lu-ne-ka [(x x)]

(155) Pençe(sini) kaldıran köpek, (sürekli) erkeklerin peşinde!

156156mu-ru- tur dag-ge₄-a til₃-la u₃ nu-[mu]-un-ši-ku-ku

(156) Şehir mahallesinde yaşayan genç adamlar onun yüzünden uyuyamaz.

157157[x]-(⸢x) UN? nu-zu-un-NE-[...]

(157) ...


158158a₂?-ŋu₁₀ ḫe₂?-DI? x x [...]

(158) (Bayan A:) “Gücüm? eşit? olabilir? []

159159e₂-ŋu₁₀ e₂-a-ni-gen₇ dam-ŋu₁₀ [dam-a-ni]-gen₇?

(159) Benim evim onun evi gibi, b[enim] kocam [onun kocası] gibi.

160160du₅-ŋu₁₀-<ŋu₁₀> du₅-ŋu₁₀-ni-gen₇

(160) <Benim> çocuğum onun çocuğu gibi.

161161me e-ne-gen₇ in mu-un-tub₂

(161) Birbirimizi karşılıklı aşağıladık.

162162kar-ke₄ [ma-an-du₁₁ dam mu-un-taka₄ (di ge-na dab₅-mu-ub)]

(162) [O bana] fahişe [dedi, kocamın beni boşamasına sebep oldu. (Bana adil bir hüküm verin!)].

163163pu-uḫ₂-ru-um [...]

(163) Mecl[is…].

164164dag-ge₄-a-ŋu₁₀ [...]

(164) Benim şehir mahallem [()].

165165u₃-mu-un-ŋu₁₀ [...]

(165) Beni[m] efendim [].

166166e₂-ŋu₁₀ e₂-[a-ni-gen₇ (...)]

(166) B]enim evim [onun] evi [gibi…].

167167dam-ŋu₁₀ [dam-a-ni]-gen₇10

(167) Benim kocam [onun kocası] gibi.

168168du₅-ŋu₁₀-ŋu₁₀ du₅-ŋu₁₀-ni-gen₇ (⸢x [...])11

(168) Benim çocuğum onun çocuğu gibi.

169169me e-ne-gen₇ in mu-un-tub₂

(169) Birbirimizi karşılıklı aşağıladık.

170170kar-ke₄ ma-an-du₁₁

(170) O bana “fahişe” dedi.

171171dam mu-un-taka₄ di ge-na dab₅-mu-ub

(171) Kocamın beni boşamasına sebep oldu . Bana adil bir hüküm verin!”


172172a-ba-am₃ e-ne

(172) (Kral Bayan A’ya sorar:) “O kim?”

173173I.ga-ša-an-ku₃-zu du₅-ŋu₁₀ u₃-mu-un-še-er-ma-al-la-ke₄

(173) (Bayan A Kral’ı cevaplar:) Süm.: “Gašankuzu, Umunšermal’in çocuğu” Akk.: “Ninkuzu, Lugaln[irĝal]’in kızı.“

174174ne-ri niŋir u₃-(um)-ŋen-ne!-en!-na-(am₃)12

(174) (Kral elçiyi çağırır:) Süm.: „Şimdi, lütfen git, elçi, (ve) hızlıca bu kadının sana gösterdiği kişi/kişileri bana getir!“ Akk.: Şimdi, lütfen git, elçi, (ve) hızlıca bu kadının sana gösterdiklerini bana getir kendisini ve hasmını!

175175lu₂ a-ra-(ra)-ab-la₂-la₂-e-a u₄ tur-(ra)-gen₇ uugu₆-ŋu₁₀-še₃ tum₂-mu-un

176176lugal-ŋu₁₀ lu₂ an-ta in-gi₄-in-nam

(176) (Elçi Kral’a bildirir:) Süm.: „Efendim! Size dönen (başvuran) kişi (yani, Bayan A) (ve) hasmı (yani, G/N)- onu ve onu getirdim. Akk.: Efendim!Size dönen (başvuran) kişi ve hasmı getirildi.

177177lu₂ di-da-ka-ni e-ne e-ne-bi mu-tum₂
178178me-a an-si₁₂- ḫe₂-(em)-su₈-be₂-

(178) (Kral elçiye sorar:) Süm.: “Neredeler? Gelsinler!” Akk.: Neredeler? Girsinler!”

179179ze₄-e nin-ku₃-zu mu-zu al-me-a

(179) (Kral G/N’yi sorgular:) Süm. ve Akk.: “Adı Ninkuzu olan sen misin?”

180180a-na-am₃ dumu lu₂-tab-ba-za-ke₄

(180) Süm.: “Neden kendi eşitine Akk.: Neden bir kentlinin kızına, eşitine,

181181kar-ke₄ in-na-e-du₁₁ dam in-na-e-taka₄13

(181) Süm.: “fahişe” dedin ve kocasının onu boşamasına sebep oldun?” Akk.: “fahişe” dedin ve kocasının onu boşamasına sebep oldun?


182182u₃-mu-un-ŋu₁₀ ŋe₂₆-e e-ne-bi du₁₄ i₃-AK-en-de₃-en

(182) (G/N krala cevap verir:) Süm. ve Akk.: “Efendim! Ben ve o, biz dalaştık.

183183in in-gen₇ in-tub₂-tub₂-bu-(un)-de₃-en

(183) Süm.: Birbirimize aşağılamalarda bulunduk. Akk.: Ben aşağılamaya aşağılamayla mukabele ettim.

184184e-ne ma-an-du₁₁ ša₃-še₃ nu-gid₂

(184) Süm. ve Akk.: O benimle konuştu: Ben alınmadım.

185185ŋe₂₆-e in-na-du₁₁ zu₂ ba-an-keše₂ ša₃-še₃ ba-an-gid₂

(185) Süm. ve Akk.: Ben onunla konuştum: onun dili tutuldu, alındı.

186186lu₂-ki-e-ne-eŋ₃-ŋa₂ ba-an-tuku gu₂-za₃-bi-še₃ im-ma-ŋen

(186) Süm.: Kendine şahit buldu, aşırılığa gitti. Akk.: Tanıklar buldu, buraya geldi.”


187187di si-sa₂ dab₅-mu-ub

(187) Süm. ve Akk.: “Bana adil bir hüküm ver!”


188188tukum-bi di si-sa₂ a-ri-ib-dab₅-be₂

(188) (Kral G/N’ye:) “Eğer ben(!) sana adil bir hüküm verecek olursam,

189189ku₃ dam-taka₄ 1/3 ma-na-am₃ al-la₂-e

(189) boşanma bedeli, 1/3 mina (gümüş), ödenmelidir.

190190al-zil₂-zil₂-e ku₃ dam taka₄-a 1/3 ma-na-am₃ ŋe₂₆-e ba-ra-tuḫ

(190) Kişi zararı ödemeli: boşanma bedeli 1/3 mina (gümüş). Ben (ilan ediyorum ki): bundan feragat edilmeyecektir.

191191ŋurgu-zu aš₃-am₃ gu-du-zu aš₃-am₃ u₃-ba-ab-ra-aḫ

(191) Sırtından ve arkandan altı kere kırbaçlandıktan sonra,

192192kiše₄-zu gu u₃-ba-tub₂

(192) kafanın yarısı (tıraş için) işaretlendikten sonra,

193193ka numdum-zu mun u₃-ba-su-ub

(193) ağzın ve dudakların tuzla ovulduktan sonra,

194194tilla₂ iri-za-ka si gu₃ ba-ni-ra

(194) (elçi) bunu (tüm) şehir mahallelerinde duyurmuş olacaktır.

195195lu₂ min₃-kam-ma šu-za igi bi₂-in-du₈-am₃

(195) Biri seninle ikinci bir adam görmüş.

196196dumu lu₂-tab-ba-za kar-ke₄ nu-mu-un-na-ab-be₂

(196) (Bir daha) asla eşitine “fahişe” demeyeceksin!”


197197ne-ri niŋir [u₃-(um)-ŋen]-ne-en-na

(197) (Kral elçiyi çağırtır:) “Şimdi lütfen (git), elçi, []

198198en₃ nam-erim₂ [...] / en₃ x [...]-un

(198) [...] ant [...].

199199KA? KA ŋiri₃? nam [...] x-KU-en14

(199) (Bilinmeyen konuşmacılar)[...]

200200[x x x x x x] x BU-UD? x [(x x x)]

(200) [...]

201201[...] x-ga DA/A₂?-zu? x [(...)]

(201) [...]

202202[x x x] x-zu še-er am₃-ma-al [(...)]

(202) [] senin [] özgüveni var [()].

203203KA ga-ri!-TUR?-e? kala?-ga sag₁₀-(ga) ga-ri-ib-gu₇

(203) Ağız (?) düşürmene izin vereceğim. Sana güçlü ve iyi (şeyler) yedirteceğim!

204204[x] x-za? ga-ri-ib-ze₂-en x-za ga-ri-ib-ŋar-en?

(204) Bu… senin [] Seni yapacağım, bu… senin… Sana bir yer yapacağım.

205205nam-erim₂ [na-an-ku₅]-de₃ nam-mu-un-duda-e-ne

(205) O ant [içmesin], onu (G/N) kırbaçlamasınlar!

206206ušur-e in nam-mu-un-ŋa₂-ŋa₂

(206) O (G/N) komşunu aşağılamasın!

207207I.nin-ku₃-zu dumu-munus lugal-nir-ŋal₂

(207) Ninkuzu, Lugalnirĝal’in kızı!

208208ni₂-zu im-ta-x e-ne-eŋ₃ di-ta-am₃ ga-ra-ab-du₁₁

(208) Sen kendin [], Sana tek bir söz söylemek istiyorum:

209209nam-erim₂ na-an-ku₅-de₃ nam-mu-un-duda-e-ne

(209) O ant [içmesin], onu (G/N) kırbaçlamasınlar!

210210u₃-ba-ŋal₂ zi IM? KA?-ge x (x) x (x) in? NE?

(210) O burada olduktan sonra, []

210a210a[...] duda-gen₇ bi₂-in-til₃-la [...]
210b210b[...] zu₂? keše₂ ša₃::še₃ ba-ab-gid₂ [...]
210c210c[... nam]-erim₂ KI.MIN SU-a-ni [...] / nu-mu-un-x-[...]
211211nam-erim₂-gen₇? zi? x da-ri TAG?-TAG? niŋ₂? dugud

(211) Bir ant gibi(?) [] sonsuza kadar teminat vermek(?) [] önemli şey.

212212in-da-gur? ab-ba NI/IR?-NI/IR? nam-mu-ni-ib-da₁₃-da₁₃

(212) O reddetti/geri döndü(?) [] o (davadan) çekilmesin.

212a212anam-erim₂ na-an-ku₅-[de₃? ...]
213213x ab-ba iri KA na-aŋ₂-[x-x]-DU

(213) [] ihtiyar heyeti []


214214di-da e-ne-eŋ₃-ŋa₂? lugal?-[x x (x)]-DU

(214) Davada, kararda [] kral [].

215215x x šu? la? ba-ra-ta-[...]-en-na ŋe₂₆-e lu₂ til₃-le nu-ŋen

(215) [] Kesinlikle yapmayacağım [] (şudur): Ben insanları hayatta tutan biri değilim.

216216tukum-bi nam-erim₂ x diŋir aŋ₂-ge-na mu-us₂-am₃

(216) Eğer bir ant (içilmiş) ise, adalet tanrısı (ya da: tanrıları) oradadır.

217217za₃ x mu-ri-in-ta₃ mu-e-du₁₁-ga-ta

(217) “O senin geri püskürtmene sebep oldu,” dedikten sonra

218218en₃ tukum-bi ḫa-ma-gub-be₂-en

(218) ne kadar benim karşımda dikilebilirsin?

219219[e-ne]-eŋ₃ di-ta-am₃ ga-ra-ab-du₁₁

(219) Sana tek bir söz söyleyeceğim:

220220lu₂ di-ta-am₃ mu-da-zi₂-ib ušur kal-la-ŋu₁₀

(220) Tek bir kişi bana karşı nazik/iyi niyetlidir, benim değerli komşum.

221221ga-ba-al in-ne-du₃

(221) “Sen (A), onunla (G/N) dalaştın.”

222222me-ta-am₃ am₃-di-di-in in-na-du₁₁

(222) (Bayan A:) “Ben ona(G/N) (sadece) dedim ki: ‘Nereden geliyorsun yine?‘

223223tu₉-gen₇ in-tar-re-en a₂-na bi₂-in-la₂-e-en

(223) O (ise) beni bir kumaş gibi yırttı. Beni koluna bağladı.

224224in nu-zu-ŋu₁₀ mu-un-tub₂

(224) Benimle ilgili duyulmamış aşağılamalar dile getirdi.

225225aŋ₂ nu-du₁₁-ga-ŋu₁₀ mu-da-la₂

(225) (Daha önce) benim hakkımda hiç söylenmemiş şeylerle beni suçladı.

226226nam-erim₂ al ma-an-du₁₁

(226) Benden bir ant /yemin istendi.

227227u₄-da di-da gu₂-ni ba-ra-an-ku₅

(227) Onun boğazını bu davada kesmedi, (ama)

228228KA ma-ab-sa₆-sa₆-ge

(228) Bu karar(da) (zararımı) tazmin edecek.

229229diŋir aŋ₂-ge-na-ke₄ u₃-ba-DU

(229) Adalet tanrısı burada bulunduğu anda,

230230munus aŋ₂-erim₂-ma-ka di ḫe₂-en-ni-ib-dab₅-be₂

(230) Bu kötü kadına hükmü() versin!”


1Alternatively: e₂-a-na te-ŋe₂₆-en

2KA-NI-še₃ in Nippur; KA-bi-še₃ outside of Nippur.

3Thus X₂ and X₄. N₉ writes i-bi₂-ŋa₂ and K₁ ⸢igi?-za?⸣.

4al-tar-tar-re in Nippur; ab-tar-tar-re(-en) outside of Nippur.

5var. e₂-ba

6X₆: u₃ ze₄-e lu₂ iri{(ki)} tuš(-u₃)-me-en // ⸢u₃⸣ at-ti ša a-li šu-šu-bi.

7N₂₇ and X₅ erroneously add l. 125 here.

8X₆: ⸢u₃ ze₄⸣-e munus-⸢me-en⸣ // ⸢u₃⸣ at-ti si₂-in-ni-ša-a-at.

9zu-hu-ul in Nippur; sah₄-⸢e?⸣ in U₆.

10U₅ adds: ⸢u₃-mu⸣-[...].

11U₅ (and U₇?) seem to add something.

12N₄ u₃-ŋen(over x)-na-am₃ U₇: u₃-um-ŋe[n-x-x-x] and X₆: u₃-um-ŋen-n[a(-am₃)]. Cf. l. 197.

13X₆ erroneously adds at the beginning of the line: in mu-un-tub₂ // pi-iš-tam ⸢tu-up!⸣-ši-iš.

14GIRI₃ v.s.